YALAN TANIKLIK (TCK madde 272)

Yalan Tanıklık Suçunun Oluşması

Halk arasında yalancı şahitlik olarak da bilinen yalan tanıklık; tanık dinlemeye yetkili kişi, mahkeme veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak beyanda bulunulması sonucunda oluşan bir suçtur. Tanık beyanının bir delil türü olması itibarı ile tanığın gerçeğe aykırı beyanı, uyuşmazlık hakkında karar vermeye yetkili mercileri yanlış yola sevk ederek hukuki uyuşmazlık hakkında hatalı kararlar vermelerine neden olabilir. Bu durumda adaletin tecellisinden söz edilemeyeceği için toplumda adalet mekanizmasının işleyişine duyulan güven sarsılacaktır. Yalan tanıklık suçu ile adalet mekanizmasının işleyişine duyulan güvenin korunmasını sağlanmaktadır. Tanıklığın kamusal görev niteliği taşıması ve buna bağlı olarak tanığın hazır bulunma, beyanda bulunma ve gerçeği söyleme yükümlülüğü altında olması ve bu yükümlülüklerin ihlalinin yaptırıma bağlanmış bu kapsamda yalan tanıklık, suç olarak tanımlanmıştır.

Suçun fiili unsuru TCK madde 272’de “gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapmak” şeklinde belirtilmiştir. Gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapmak; gerçeğin tümüyle veya kısmen olduğundan başka türlü anlatılması, bilginin kısmen veya tamamen gizlenmesi, gerçeğin inkar edilmesi, gerçeğin ilave bir takım unsurlar eklenerek anlatılması şeklinde olabilir. Sayılan fiillerden herhangi birinin yapılmasıyla yalan tanıklık suçu işlenmiş olur. Bunun yanı sıra suçun oluşması için tanık bilinçli olarak gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapmalıdır.

Suçun oluşması için tanıklığın, tanık dinlemeye yetkili kişi, mahkeme veya kurul önünde yapılması şarttır. Merciin tanık dinleme yetkisi yoksa yalan tanıklık suçu oluşmaz.

Yalan Tanıklık Suçunun Tarafları

Yalan tanıklık suçunun faili, tanık dinlemeye yetkili kişi, mahkeme veya kurul önünde tanıklık yapan kişidir. Tanık, teknik bir kavram olup yargılama konusu olay hakkında bildiklerini, öğrendiklerini aktaran ve uyuşmazlığın konusunu oluşturan olayın tarafı olmayan üçüncü kişidir. Tanıklığına başvurulan kişi, gerçeğe aykırı olarak beyanda bulunduğu taktirde söz konusu suçun faili olmaktadır.

Yalan tanıklık suçu ile korunan hukuki menfaat göz önünde bulundurulduğunda suçun mağduru toplumu oluşturan herkestir. Bunun dışında, gerçeğe aykırı beyan ile adil yargılanma hakkı ihlal edilen birey de mağdur statüsündedir. Nitekim suçun neticesi sebebiyle ağırlaşan haller ile etkin pişmanlığa ilişkin düzenlemeleri, mağdurun sadece toplum değil aleyhine tanklık yapılan kimsenin de mağdur olduğunu göstermektedir.

Suçun Oluşumunda Failin Kastı

Yalan tanıklık suçu sadece kasten işlenebilir, failin hangi amaç ya da saikle hareket ettiği önem taşımaz. Fiilin taksirle işlenen şekli ise suç olarak tanımlanmamıştır. Kastın varlığı için, fail, her şeyden önce tanık sıfatı ile ifade verdiğinin bilincinde olmalıdır. Örneğin ifade veren kimse, tanık değil de şüpheli sıfatı ile ifadesinin alındığı düşüncesinde ise suçun maddi unsurlarında yanılgı söz konusudur ve failin bu yanılgısı yalan tanıklık suçu bakımından kastını ortadan kaldırır.

Suçun olası kastla işlenmesi de mümkündür. Örneğin, fail, aradan zaman geçmesi nedeni ile olaya ilişkin bazı hususları hatırlamadığı yahut yanlış olarak algılamış olabileceği, dolayısıyla bilgisinin şüpheli olduğunu bilmesine rağmen bunu belirtmeyerek o şekilde vuku bulmuş gibi olay hakkında bilgi veriyor ise olası kast ile hareket etmektedir. Bu durumda da kişi yalan tanıklık suçunu işlemiş olur.

Cezası, Nitelikli Halleri ve Neticesi Sebebiyle Ağırlaştıran Haller

Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.(TCK 272/1)

Yalan tanıklık suçunda, TCK’nın 272. maddesinin 2 ve 3. fıkraları ile iki nitelikli hal öngörülmüştür. Bunlar;

  1. Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası(TCK 272/2)
  2. Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(TCK 272/3)

Neticesi sebebiyle ağırlaştıran haller TCK’nın 272. maddenin 4, 5, 6, 7 ve 8. fıkralarında sayılmıştır. Bunlar;

  1. Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (TCK 272/4)
  2. Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.(TCK 272/5)
  3. Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(TCK 272/6)
  4. Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.(TCK 272/7)
  5. Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adlî veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(TCK 272/8)

Şahsi Cezasızlık veya Cezanın Azaltılmasını Gerektiren Sebepler

Yalan tanıklık suçunda hakimin takdirine göre faile ceza verilmemesini ya da cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi neden olarak iki neden TCK madde 273’de sayılmıştır. Bunlar;

  1. Kişinin; kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması(TCK 273/1-a)
  2. Tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapması(TCK 273/1-b)

Bu durumlarda hakim verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. Şahsi nitelik taşıması nedeniyle bu hükümden sadece yalan tanıklık suçunun faili yararlanabilirken şerik sıfatını taşıyan suç ortağının yararlanması mümkün değildir.

Şahsi cezasızlık veya cezanın azaltılmasını gerektiren sebeplerin düzenlendiği bu hüküm özel hukuk uyuşmazlıkları kapsamında yapılan yalan tanıklık hallerinde uygulanmayacaktır. Boşanma, işçi alacakları, işe iade, menfi tespit, itirazın iptali, maddi ve manevi tazminat davarı gibi özel hukuk yargılamalarında yapılan yalan tanıklık durumlarında faile verilen cezada indirime gidilemeyeceği gibi ceza verilmemesi gibi bir durum da söz konusu olmayacaktır.

Yalan Tanıklık Suçunda Yargılama

Yalan tanıklık suçu kanunumuzda şikayete bağlı bir suç olarak düzenlenmediği için bu suçu soruşturulması ve kovuşturulması resen yerine getirilir. Gerçeğe aykırı beyan ile adil yargılanma hakkı ihlal edilen kişinin yani mağdur şikayetten vazgeçse dahi soruşturma devam eder ve kamu davası açılmışsa şikayetten vazgeçme nedeniyle açımlı olan dava düşmez. Ayrıca yalan tanıklık suçu uzlaşma kapsamında olan suçlardan olmadığı için uzlaşma yoluna da gidilemeyecektir. Asliye Ceza Mahkemelerinin görevli olduğu bu suçta dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Yemin verilerek dinlenmiş olan tanığın hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine yalan beyanda bulunduğu anlaşılırsa bu durum hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenidir.

Etkin Pişmanlık

Yalan tanıklık suçu bakımından etkin pişmanlık hükümleri TCK’nın 274. maddesinde 3 ayrı hal olarak düzenlenmiştir. Bunlar;

  1. Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verilmeden veya hükümden önce gerçeğin söylenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.
  2. Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında bir hak kısıtlamasını veya yoksunluğunu sonuçlayacak nitelikte karar verildikten sonra ve fakat hükümden önce gerçeğin söylenmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisinden yarısına kadarı indirilebilir.
  3. Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşmeden önce gerçeğin söylenmesi halinde, verilecek cezanın yarısından üçte birine kadarı indirilebilir.

Etkin pişmanlık için, failin yalan söylediğini itiraf etmesi yeterli değildir, bunun yanında gerçeğin de söylenmesi gerekmektedir. Gerçek söylenmediği taktirde etki pişmanlık hükümleri uygulama alanını bulunmadığı için verilen cezanın indirilmesi ya da ceza verilmemesi gibi bir durum söz konusu olmayacaktır.

Mağdurun Maddi ve Manevi Tazminat Talebi

Yalan tanıklık suçu kanunumuzda suç olarak tanımlanmış ve bir takım yaptırımlar öngörülmüştür. TCK kapsamında düzenlenen yaptırımların yanı sıra suçtan zarar gören yani gerçeğe aykırı beyanda bulunulmak suretiyle aleyhine yalan tanıklık yapılan mağdur, yalan tanıklık yapan kişi yani failden uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazminini özel hukuk hükümleri çerçevesinde isteyebilir. Somut olayın özelliklerine göre talep edilebilecek tazminat miktarları farklılık gösterir. Mağdurun uzun süre tutuklu veya hükümlü olarak hapiste kalması talep edilebilecek tazminat miktarını büyük ölçüde arttıracaktır. Bu durumların yanı sıra yalan tanıklık suçundan dolayı başkaca zararlar da meydana geldiği taktirde bunlar da failden talep edilebilir.

Mağdurun isteyebileceği tazminatın yanı sıra bazı durumlarda fail devlete de tazminat ödemek zorundadır. Aleyhine tanıklık yapılan şüpheli veya sanığın gözaltına alınması ya da tutuklanması halinde devlet ödediği tazminat nedeniyle yalan tanıklıkta bulunan kişiye rücu ederek ödediği tazminatı faiziyle birlikte talep eder.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kodu *Captcha loading...