İŞ KAZASI NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASI

İş Kazası Tanımı

İş kazası, işçinin, işverenin hakimiyeti altında bulunduğu sırada, onun için ifa ettiği işten veya iş dolayısıyla dış bir sebeple aniden meydana gelen bir olay sonucu uğramış olduğu kazadır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 13’üncü maddesi uyarınca iş kazası; Daha fazla oku “İŞ KAZASI NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASI”

BURSA BOŞANMA DAVASI

Son yıllardaki artış ile birlikte özellikle büyük şehirlerde açılan davaların büyük bir kısmını boşanma davaları oluşturuyor. Boşanma davalarındaki bu artış ile birlikte boşanma, velayet, nafaka gibi konular en çok merak edilen hukuki konular arasına girmiş durumda. Yazımızda boşanma hakkında merak edilen konuları kısaca açıklamak adına müvekkiller tarafından sıklıkla sorulan sorulara yer verdik. Ancak hak kaybı yaşanmaması ve tarafların menfaatlerinin korunması bakımından hukuki sürecin alanında uzman bir avukat ile takip edilmesi her zaman yararınıza olacaktır. Detaylı bilgi edinebilmek için bir Bursa uzman boşanma davası avukatına danışınız.

  • Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri genel ve özel olarak ikiye ayrılmaktadır.

Genel boşanma sebebi, evlilik birliğinin temelden sarsılması diğer adıyla şiddetli geçimsizliktir.

Özel boşanma sebepleri ise ;zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığıdır.

Bu sebeplerden herhangi birine dayanarak çekişmeli boşanma davası açılabilir.

  • Çekişmeli Boşanma Davası Nedir?

Çekişmeli boşanma davası tarafların anlaşmalı olarak boşanması dışında kalan her türlü boşanma sebebine dayanarak açılmış olan boşanma davalarıdır. Başka bir ifadeyle boşanma, nafaka, velayet gibi boşanma ile ilgili konularda tarafların anlaşmaya varamaması durumunda açılan davalar olarak tanımlanabilir. Daha fazla oku “BURSA BOŞANMA DAVASI”

İCRA TAKİBİNE İTİRAZ

Yazımızda İcra Müdürlüğü kanalı ile başlatılmış olan icra takibine itiraz sürecini inceledik. Yazımız genel bilgilendirme amaçlı olup hak kaybına uğramamanız adına bir icra avukatına danışmanızı tavsiye ederiz.

İCRA TAKİBİ NEDİR?

İcra takibi alacaklının borçludan alacağını tahsil edebilmek için icra müdürlüğünde nezdinde başlattığı işlemin hukuki adıdır.

İcra takibi ilamlı ve ilamsız olmak üzere ikiye ayrılır. İlamlı icra takibi bir mahkeme kararına dayanılarak başlatılan takip türüdür. İlamsız icra takibi mahkeme kararı bulunmaksızın alacağın tahsili için başlatılabilecek icra takip türüdür.

İlamsız icra takibi alacaklının elinde alacağını kesin olarak ortaya koyan bir mahkeme ilamı, senet, sözleşme vs. bulunmasa dahi icra müdürlüğüne vereceği bir takip talebi ile borçlu aleyhine genel haciz yoluyla icra takibi başlatabilir.

Alacaklı tarafından gerçekleştirilen ilamsız icra takibi itiraz edilmediği taktirde kesinleşir ve borçlunun malvarlığı üzerinde haciz işlemleri gerçekleştirilebilir.

  • BORÇLU OLMADIĞINIZ HALDE TARAFINIZA KARŞI AÇILMIŞ OLAN İCRA TAKİBİNE NASIL İTİRAZ EDERSİNİZ ?

  • İCRA TAKİBİNE İTİRAZ

Borçlu olduğu iddia edilen şahıs eğer borçlu değilse veya herhangi bir sebepten dolayı borcu ödememekte haklı olduğunu düşünüyorsa ödeme emrine itiraz etmesi gerekir.

Borçlunun ifadesinden icra takibine itirazın açıkça anlaşılıyor olması gerekmektedir. Borcun tamamına itiraz edilebileceği gibi bir kısmına da itiraz edilebilir. Borçlu borca konu belgenin olması ve bu belgede imzanın olması durumunda imzanın kendisine ait olmadığını ayrıca ve açıkça bildirmek zorundadır.

İtiraz Süresi

İcra takibine itiraz ederken süre faktörüne dikkat edilmelidir. Alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde borçlu, icra dairesi tarafından kendisine gönderilen ödeme emrine 7 gün içinde itiraz eder ise icra takip durur. Süresi içerisinde icra takibine itiraz edilmezse ödeme emri ve takip kesinleşir. Çünkü icra takibine itirazda 7 günlük süre hak düşürücü süre söz konusudur.

İtiraz süresi hesaplanırken ödeme emrinin borçluya tebliğ tarihi yani borçlunun tebellüğ ettiği tarih esas alınır. Borçlunun ödeme emrini tebliğ aldığı tarihi takip eden 7. gün mesai bitimine kadar itiraz dilekçesini vermiş olması gerekmektedir.

Ödeme emrine itiraz doğrudan takibin başlatıldığı icra müdürlüğüne verilecek bir dilekçe ile ya da başka bir yerdeki icra müdürlüğünden muhabere yöntemiyle gönderilebilir.

Alacaklı, borçlunun yapmış olduğu itirazın bertaraf edebilmek için İcra Mahkemesinde altı ay içinde itirazın kaldırılması ya da genel mahkemelerde bir yıl içinde itirazın iptali davası açmalıdır.
Açılan dava neticesinde alacaklının haklı olduğu anlaşılırsa takibe devam edilir. Ayrıca mahkeme tarafından itirazın kaldırılması ile birlikte borçlunun alacaklıya alacağın en az %20’si kadar icra inkar tazminatı ödemesine karar verilebilir.

  • İCRA TAKİBİNE İTİRAZ SÜRESİNİ KAÇIRDIYSANIZ NE YAPMALISINIZ?

Borçlu tarafından ödeme emrine itiraz edilmez ve takip kesinleşirse alacaklı haciz işlemlerine başlayabilir.

Borçlu kendisine haksız yere başlatılan icra takibine ilişkin ödeme emrini tebliği almasına rağmen süresi içerisinde itiraz etmediyse ya da borçlunun bilgisi dışında itiraz süresi geçip takip kesinleştiyse, kesinleşen icra takibine karşı borçlu tarafından menfi tespit davası açılmalıdır. Ancak menfi tespit davası açılması tek başına icra takibini ve haciz işlemlerini durdurmayacağı için borçlunun mahkemenin belirleyeceği bedeli teminat olarak depo etmesi gerekecektir. Bu teminat ile birlikte icra takip işlemleri durdurulabilir.

Eğer borçlu haksız yere başlatılan icra takibinde, icra dairesine ödeme yapmışsa ve parasını geri almak istiyorsa istirdat davası açması gerekmektedir.

İcra takibine itiraz edilmesi her zaman borçlu lehine olmayıp konu hakkında alanında uzman bir avukat ile görüşerek hareket etmenizi tavsiye ederiz.

Av. Emine KESKİN

Hizmet Sözleşmelerinin Sona Ermesi

Türk Borçlar Kanununda hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler, altıncı bölümde hizmet sözleşmeleri başlığı altında, 393. ve 496. maddeler arasında yer almaktadır.

Daha fazla oku “Hizmet Sözleşmelerinin Sona Ermesi”

Markanın İptali-Marka Hukuku

Geçmişten günümüze kadar gelen süreçte ticari hayatımızda sınai hakların yeri ve önemi hızlı bir artış göstermiştir. Ticaret Hukuku ve ticaret hayatı açısından önemli bir fonksiyona sahip olan markanın hukuki olarak korunması kaçınılmazdır. Makalemiz bilgilendirme amaçlı olup Bursa marka ve patent hukuku avukatı ile çalışmanızı tavsiye ederiz.

Daha fazla oku “Markanın İptali-Marka Hukuku”

Bursa Sağlık Hukuku(Malpraktis)

 

Hastalığın teşhisi, tedavisi ve hastanın bakımı aşamalarında tıbbi standartlara aykırı yapılan her türlü uygulamadan dolayı kişinin uğraşmış olduğu maddi ve manevi zararların tazmini amacıyla tıbbi malpraktis diğer adıyla doktor hatası nedeniyle tazminat davası açılabilir. Bursa sağlık hukuku avukatı alanında çalışmaktayız. Hastalar ve yakınları tarafından uğranılan zararların giderimi için doktor veya sağlık çalışanına karşı malpraktis davası açma hakkının  yanında, bu kişiler hakkında ceza soruşturması da başlatılabilir.

  • Tıbbi malpraktis (kötü hekim uygulaması) kavramı, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın 13. maddesinde genel olarak şu şekilde tanımlanmıştır:
        Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi “hekimliğin kötü uygulaması” anlamına gelir.
Hastaya kusur ve ihmal sebebiyle yanlış teşhis konulması veya hatalı bir tedavinin uygulanması, hastaya yanlış bir ilacın verilmesi sonucu hastanın böbreğinin kalıcı olarak zarar görmesine sebebiyet verilmesi gibi durumlarda, zarara uğrayan hastanın malpraktis davalarını açmaya hakkı doğar.
MALPRAKTİS HALİNDE DOKTORUN CEZA HUKUKU SORUMLULUĞU-Bursa Sağlık Hukuku Avukatı 
Doktor veya sağlık çalışanının uygulama hatası suç teşkil ediyorsa, ceza hukukuna göre doktorun cezai sorumluluğu doğacaktır.
Doktorların veya sağlık çalışanlarının hastalar üzerinde yanlış tıbbı müdahaleleri  ceza hukuku kapsamında taksirli eylem sebebiyle suç oluşturabilir. Tazminat sorumlusu doktorun suç teşkil eden fiili neticesinde yaralanma meydan gelmişse taksirle yaralama suçu, ölüm meydana gelmişse taksirle ölüme neden olma suçu işlenmiş olur.
Bu davada zararın hangi sebeple meydana geldiği araştırılır. Gerekli özen ve dikkatin gösterilmemesi mi yoksa prosedürlere uygun muayenenin yapılmaması mı gibi durumlara bakılır. Zararı oluşturan durumun tespit edilmesi ile doktor veya sağlık çalışanı üzerinde taksirli yaralama veya taksirli ölüme sebebiyet verme gibi cezalar verilebilir.
MALPRAKTİS HALİNDE DOKTORUN TAZMİNAT SORUMLULUĞU
Maddi ve manevi tazminatın miktarının belirlenmesi için hastanın uğradığı zararın çeşidi ve boyutunun yanında müdahaleyi yapan doktor veya sağlık çalışanının kusuru da bilirkişilerce araştırılarak dosyaya rapor olarak sunulur. Hakim bu hususları gözeterek karar vermektedir. Bu konuda Bursa sağlık hukuku avukatı ile çalışmanız menfaatinize olacaktır.
Doktorların tazminat sorumluluğunun oluşması için bu iki hususun varlığı aranır. Bu hususlar;
  • Konsültasyon: Hastanın teşhis, tedavi ve takibi için sorumlu doktorun gerekli gördüğünde diğer uzmanlık alanları ile görüş alışverişi veya işbirliği yapmasıdır. Yani hasta üzerinde zorunlu olarak diğer uzmanlara danışılması gerekirken danışmadan ve hastanın durumu bildirilmeden tıbbı müdahalede bulunulmasıdır. Konsültasyona uygun davranılmaması doktorun tazminat sorumluluğunu doğurur.
  • Stabilizasyon: Hastanın tıbbı müdahale için doktorlara başvurduğu sırada teşhis ve tedavi için hazırlık sürecine başlamadan önce hastanın kendisini iyi hissetmesi için müdahalede bulunulmamasını ifade eder. Acil servis görevlilerinin, acil bir tıbbi vaka nedeniyle acil servise gelmiş bir hastaya, sosyal güvencesinin olup olmadığını ve diğer özelliklerini nazara almadan stabilizasyonu sağlanıncaya kadar bütün tıbbi hizmetleri sunmaları zorunludur  Hastanın stabilizasyonu sağlanmadan sevk edilmesi veya taburcu edilmesi halinde, doğacak olumsuz sonuçlar  tazminat sorumluluğunu gerektirecektir.
MALPRAKTİS (DOKTOR HATASI) MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASINDA GÖREVLİ MAHKEME
Bağımsız çalışan doktorlar ve özel hastaneler aleyhine tıbbi malpraktis nedeniyle açılan  maddi ve manevi tazminat davalarına bakmaya görevli mahkeme “tüketici mahkemesi”dir.
Doktorun veya sağlık çalışanının sigorta şirketine karşı açılacak olan davalarda ise “asliye ticaret mahkemesi” görevlidir.
Kamu hastaneleri veya sağlık kuruluşları aleyhine tıbbi malpraktis nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarına bakmaya görevli mahkeme “idare mahkemesi” olarak düzenlenmiştir.
MALPRAKTİS (DOKTOR HATASI) TAZMİNAT DAVASI KİME KARŞI AÇILIR?-Bursa Sağlık Hukuku 
Kamu hastanelerinde meydana gelen yanlış tıbbi uygulamalar nedeniyle tazminat davaları doğrudan ilgili kamu kurumuna karşı açılabilir. Devlet memuru statüsündeki doktor aleyhine doğrudan tazminat davası açılamaz.
Özel hastanelerde gerçekleşen hatalı tıbbi uygulamalar nedeniyle tazminat davası, hem yanlış teşhis veya tedaviyi yapan doktor hem hastane işleticisine karşı açılır. Doktoru sigortalayan bir şirketin olması durumunda dava sigorta şirketine de yönlendirilebilir.
DAVA AÇMA SÜRESİ
  • Kamu hastanelerine (devlet hastanesi, üniversite hastanesi, araştırma hastanesi veya aile sağlığı merkezi sağlık kuruluşları vb.) karşı idare mahkemesinde hizmet kusuruna dayalı olarak malpraktis nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açılmadan önce, zararın ve doktor hatasının öğrenilmesi tarihinden itibaren bir yıl ve her halukarda olay tarihinden itibaren 5 yıl içinde ilgili idareye yazılı bir şekilde başvurularak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulması gerekir.darenin tazminat talebini kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde malpraktis nedeniyle tam yargı davası açılmalıdır.
  • Haksız fiile ( örneğin; hasta ile doktor arasında henüz bir sözleşme ilişkisinin kurulmadığı süreçte, özel hastanenin acil servisine gelen hastaya bakmayan doktor haksız fiil hükümlerine göre sorumlu tutulacaktır.) dayalı olarak özel hastane veya doktorlara açılacak malpraktis davalarında zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa ceza davası zamanaşımı hükümleri uygulanır.
  • Vekalet ve eser sözleşmesine ( Estetik ameliyat, protez diş uygulamaları, lazer epilasyon vb. güzellik hizmetleri) dayalı olarak özel hastaneler veya doktorlar aleyhine tüketici mahkemelerinde açılacak tazminat davalarında zamanaşımı süresi 5 yıldır.
Uygulanan tıbbi işlemden kaynaklı uğramış olduğunuz zararda hastane, doktor veya sağlık çalışanının sorumluluğu olduğunu düşünüyorsanız, konuyla ilgili detaylı bilgi ve sorularınız için uzman bir Bursa sağlık hukuku avukatı ile görüşmenizi tavsiye ederiz. 

UYUŞTURUCU MADDE İMAL VE TİCARETİ

Uyuşturucu maddelere ilişkin suçlar; 5237 sayılı TCK’nın İkinci Kitap, Topluma Karşı Suçlar başlıklı Üçüncü Kısım, Kamu Sağlığına Karşı Suçlar başlıklı Üçüncü Bölümünde 188-192. Maddeleri arasında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal, ithal ve ihraç suçları ise Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti başlıklı 188. maddede düzenlenmiştir. Bursa ceza hukuku alanında uzman bir ceza hukuku avukatı ile çalışmanızı tavsiye ederiz.

Daha fazla oku “UYUŞTURUCU MADDE İMAL VE TİCARETİ”

Kredi Kartı Sözleşmesi - Bursa Borçlar Hukuku

Kredi Kartı Sözleşmesi – Bursa Borçlar Hukuku

Ticari hayatın küreselleşerek büyümesi ve bunun bir sonucu olarak tüketimin de artması kredi kartlarına olan gereksinimi kaçınılmazdır. Kredi kartları ticari hayatımızda oldukça önemli bir yere sahiptir.

Daha fazla oku “Kredi Kartı Sözleşmesi – Bursa Borçlar Hukuku”

YALAN TANIKLIK (TCK madde 272)

Yalan Tanıklık Suçunun Oluşması

Halk arasında yalancı şahitlik olarak da bilinen yalan tanıklık; tanık dinlemeye yetkili kişi, mahkeme veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak beyanda bulunulması sonucunda oluşan bir suçtur. Tanık beyanının bir delil türü olması itibarı ile tanığın gerçeğe aykırı beyanı, uyuşmazlık hakkında karar vermeye yetkili mercileri yanlış yola sevk ederek hukuki uyuşmazlık hakkında hatalı kararlar vermelerine neden olabilir. Bu durumda adaletin tecellisinden söz edilemeyeceği için toplumda adalet mekanizmasının işleyişine duyulan güven sarsılacaktır. Yalan tanıklık suçu ile adalet mekanizmasının işleyişine duyulan güvenin korunmasını sağlanmaktadır. Daha fazla oku “YALAN TANIKLIK (TCK madde 272)”